Bir süre önce billboardlardan bakarak kitap alma alışkanlığı edindim.İlk kez 2010 kasım ayında ' Asi Melekler ' i bu şekilde aldım ve o kadar iyiydi ki ''Angels are the new Vampires' diye kafamda ışıklar yandı. Nitekim melekleri konu alan kitapların devamı da çok çabuk geldi.
Kurtadamlar, vampirler (hatta kedi kızlar) hayranlar oluştururken sadece fantastik edebiyat okuyucuları değil tüm kitap severlerin tutkusu yeniyi ilk keşfeden olmak haline geldi.
Herhalde ben de bu dürtüyle gözümü yeni çıkanlardan ayırmaz oldum. Geçen gün işe giderken metro istasyonlarından birinde gördüğüm 'Holy Black' isimli kitabın afişlerini gördüm...Bakalım kısaca neymiş..hmm... holy diyor.. black diyor...lanet işleyiciler diye özel yetenekli insanları anlatıyor... hmmm... düşünce baloncuğumla öğle tatilimde kendimi kitapçıda buldum.
Kısacası , günümüz dünyasında 'işleme' yeteneğine sahip bazı aileler var. Bu ailelere mensup insanlar yeteneklerine göre size şans verebiliyor, duygularınızı ya da bedeninizi kontrol edebiliyor, hafızanızı silebiliyor hatta öldürebiliyor. Dünya da hüküm süren büyük mafya aileleri ya da dolandırıcıların çoğu da bu yeteneğe sahip. Sizi lanetleyebilmeleri için teninize parmakları ile dokunmaları yeterli; bu yüzden insanlar sürekli eldivenler ve muskalarla geziyor.
Nasıl konu bomba gibi değil mi? Ben de hazine bulmuş korsan gibi altın dişlerimi parlatarak, kitabı o akşam bitirmeye niyetlenerek oturdum. Her ne kadar kitap kapağı Alacakaranlık 72 no'lu kitap gibi dursa da umutluydum açıkçası.
Sonuç.. Nasıl anlatmalı? Mükemmel bir fragman; ancak kötü bir Türkçe dublaj ve ve üstün körü kurgu nedeniyle güme gitmiş bir film. (Entourage'da vardı böyle bir bölüm.) Kitap da aynı şekilde çuvallamıştı. Çok büyük ölçüde çeviri kurbanı olduğunu düşünüyorum. Mesela 'işleyiciler' kelimesi Muhakkak ki İngilizce'sinde bir kelime oyunu var; ama bu vurgulanamamış. Sen 'sting' i ya da 'expaliarmus' u çevirmeye çalışsaydın adamı ne yaparlardı biliyor musun? (Erman Toroğlu yorumu)
Konu bir dolandırılıcılık örgüsü üzerinde akmaya çalışıyor, bir dolandırıcının aklı nasıl çalışır vurgusunu da yapmaya çalışıyor; ancak sanki çeviri hikayenin bazı keskin parçalarını yutmuş. Yusyuvarlak bir hikaye kalmış Yusyuvarlak hikaye nasıl olur demeyin. Eğer hikayenin yol sapaklarını algılayamıyorsanız çamura batmış gidiyorsa o yollar, bir hikayeyi güzelleştiren ana hatları kaybetmişsiniz demektir.
Velhasıl, son sürat hayran edinen rakipleri kadar başarılı bulmadım. Konunun güzelliğe hatrına belki orjinal dilinde bir şans daha verilebilir.
No comments:
Post a Comment